Makaleler

DİKSİYON ETKİLİ VE GÜZEL KONUŞMA

BİR BERBER BİR BERBERE BRE BERBER GEL BERİ BERABER BİR BERBER DÜKKANI AÇALIM DEMİŞ
Merhaba Değerli okuyucular , biraz da Konuşma Sanatı yani Diksiyon konusuna değinmek istiyorum..
Sabah günaydınla başlayıp gece iyi geceler ile sonlandırdığımız bu süreçte kendimizi ifade ederken iş hayatımızda, özel hayatımızda kullandığımız ifade aracımız “konuşmak” ama nasıl konuşmak..ne kadar kendimizi anlatabiliyoruz.. ya da bir dinleyici olarak ne kadar anlayabiliyoruz... hayatımız boyunca en önemli iletişim aracımız... hadi o zaman bu konuda neler yapabiliriz, konuşmanın hayatımızdaki önemi kısaca bir göz atalım..
Diksiyon, konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması. Fonetik sesleri veya fonemleri inceler; diksiyon ise konuşma sanatı ve tekniği olarak fonetiği tamamlar.
Bir şiiri, bir nutku, bir piyesteki rolü söylemek, okuma tarzını belirten "diksiyon" denilen sanat, konuşma organlarının, yatkın veya çalışmayla işlek hale gelmiş olmasını gerektirir.

Diksiyonun çeşitli bölümleri vardır: heceleri belirtme, telaffuz, noktalama, ses perdesini ayarlama. Bazen ton ve tarz bakımından suniliğe kaçan, bazen günlük konuşma diline, gerçek söyleyişe yaklaşan diksiyon, edebiyat ve tiyatro anlayışıyla bağlantılı olarak gelişmiştir .
Diksiyonu söyle tanımlayabiliriz: söz söylerken, duygu ve düşünceleri doğru, üslubuna uygun olarak anlatmak için sesin uyumunu, söylenişini, sözcük hecelerinin uzunluğu, kısalığı ve vurguları bakımından doğruluğu; jesti, mimiği, takınılacak tavırları yerinde ve güzel kullanma sanatıdır. Doğru bir diksiyon için gerekli iki temel koşul vardır.
Birincisi: ses aletini doğru kullanmak. Yani konuşma için yeteri kadar havayı ses yollarını kasmadan içeri almak, gereğinden fazla durak kullanmamak, durakları doğru yerde gerektiği gibi kullanmak ve sesi duyulur ve net bir hale getirmek.

İkincisi: söz söylerken konuştuğumuz dili düzgün ve doğru söylemek için düzeltmeye çalışmak ve mimiği, jesti, tavrı yardımcı olarak kullanmak.

DİKSİYONUN ÖNEMİ
Diksiyon sanatının öneminin düşünmeyenler pek çoktur. Halk karşısında söz söylemek zorunda olan bazı kimseler, güçlüklerle hatta başarısızlıklarla karşılaştıkları halde, diksiyona önem verip öğrenmeye çalışmazlar.

Bazı kimselerde de yanlış bir düşünüşle diksiyon sanatına çalışmayı bir özenti veya bir fazlalık sayarlar. Düşüncelerini de şöyle savunurlar: "En iyi hatipler bile, ses ve söyleniş hatası yapmazlar mı? Mademki halkı kendilerine hayran bırakarak başarı kanıyorlar. Öyleyse... Sonra profesörler, hatipler, yargıçlar, avukatlar radyoda televizyonda gürül gürül konuşuyorlar. Bunlar hep diksiyon dersi mi almışlar? Bütün konuşanlara diksiyon dersi verilmiş mi? O halde diksiyona çalışmaya ne lüzum var?"
Böyle söyleyenlerin bir bakıma hakları vardır. Çünkü onlar başkalarının konuşurken yaptıkları yanlışları, ancak diksiyon derslerine başladıktan sonra ayırt edebilirler. Onlar bu doğru yolu diksiyon öğretmeni gösterebilir.

Tarih bize, Demosşenes ile Çiçeronun söz sanatının güçlüklerini yenebilmek için ne kadar büyük bir çaba harcadıklarını anlatmaktadır. Günümüz hatiplerinin çoğu kusurlarına hiç aldırmadan sadece bağırıp çağırmakla etki uyandıracaklarını umuyor, kendilerine çok güveniyorlar.
Diksiyon, mahkemelerde, meclis kürsüsünde konuşan, kısacası söz sanatını meslek edinmiş kimselere de büyük yararlar sağlar.
Bununla beraber denilebilir ki, hemen hemen herkes bir toplulukta konuşmak ihtiyacını duyar.

Bu bakımdan, diksiyon alıştırmaları herkes için yararlıdır. Hele herkese toplulukta söz söyleme fırsatını veren zamanımızda, bu çok gereklidir. Bildiklerini başkalarına da öğretmeyi bir ödev sayarak bu zevkli işi üzerine almış olan her insan, bunları başkalarına anlatırken de zevkle dinletmesini bilmelidir.

Düşünen insanlar düşündüklerini başkalarına anlatmak gereğini duyarlar. Üniversiteler, okullar onun için konferans sayılarını çoğaltmaya çalışırlar.
İyi söz söylemek için diksiyon çalışmalıdır. Toplum içinde yaşadığımıza göre başkalarına düşündüklerimizi, duyduklarımızı iyi, doğru ve ilgi çekecek bir şekilde anlatmak için diksiyon öğrenmemiz gereklidir.
İyi okumak için de diksiyon çalışmak gerekir. Yüksek sesle kitap okumak, aile toplantılarında yararlı, hoş saatler geçirmek için güzel bir yoldur. Böylece romancılar, hikayeciler, tiyatro yazarları ve ozanlar evinizde dile gelirler.


Yalnız duygu ve anlatımı ses tonlarıyla belirtmek gerekir. Her okuma yazma bilenin diksiyon sanatını bilemeyeceği bir gerçektir.

Görülüyor ki konuşma da bir sanattır. Bu sanatın uzun deneyimler sonunda elde edilen ilkelerini, kurallarını tanır, bunları bilinçle uygularsak konuşmamızı geliştiririz.
Bir kez daha belirtelim ki güzel ve etkili konuşma sanatı, doğuştan getirilen Tanrı vergisi değildir. Bu, denemelerle, çalışmalarla sonradan kazanılan bir beceridir. Deneyerek, çalışarak, konuşma güçlüklerinin, özürlerinin kolayca üstesinden gelebiliriz. Sesimize, sözümüze egemen olabiliriz. Hiçbir bedensel özrü olmayanları bir yana bırakalım, bugün nice kekemeler bile çalışarak kekemeliği yenmekte, güzel ve etkili konuşma sanatının inceliklerini öğrenmektedir. Yeter ki bu öğrenme isteğini duyalım...